Diyabet ve Spor: Karmaşık bir İlişki

13 Mart, 2020
En yaygın metabolik hastalıklardan biri olan diyabet, günlük yaşamınıza müdahale edebilir. Bu nedenle, diyabet ve spor arasında karmaşık bir ilişki vardır. Bu makalemizde bu ikisinin birbiriyle nasıl ilişkili olduğunu ve birbirlerinden nasıl etkilendiğini ele alacağız.

Hastanelerin endokrinoloji bölümlerine başvuran birçok hasta bunu diyabet nedeniyle yapar. Diyabet, günümüzde en sık görülen metabolik rahatsızlıklardan biridir. Bugünkü makalede, diyabet ve spor arasındaki ilişkiyi analiz edip sporun diyabet tedavisinde ne kadar etkili olduğunu ve bir tedavi ve önleyici olarak nasıl kullanılabileceğini araştıracağız!

Diyabet nedir?

Şeker hastalığı olarak da bilinen diyabet hastalığı (Diabetes Mellitus), temelde metabolik bir rahatsızlıktır. Diyabetin en önemli belirtisi, kandaki insülin hormonu eksikliği veya bu hormonun yeterince salgılanmasına rağmen vücutta kullanılamamasıdır.

Burada önemli olan insülinin kanımızda dolaşan şekeri “işaretlemekle” görevli bir hormon olmasıdır. Bu şekerler insülin hormonu tarafından “işaretlendiğinde” özel taşıyıcılar yardımıyla hücre içine sokulurlar. Yetersiz insülin salınımı veya insülin hormonunun vücutta yeterince etki edememesi kanda şeker birikmesine ve şeker seviyesinin yükselmesine yol açar.

Kanda sürekli olarak yüksek seviyede şeker bulunması diyabetin en önemli belirtilerindendir. Neyse ki, bu durum düzenli kan testleriyle kolayca doğrulanabilir.

Diyabetin en önemli belirtileri

Şeker hastalığı, iş işten geçene kadar en az belirti veren hastalıklardan biridir. Tek tek ele alındıklarında diyabet semptomları kafa karıştırıcı olabilir. Diyabet belirtilerinden bazıları kilo kaybı, iştahta artış ve susuzluk, ellerde ve ayaklarda uyuşma veya idrara çıkma sıklığında artıştır. Bu nedenle hastalık ilk evrelerindeyken ne yazık ki genelde fark edilmez.

Ancak, hastalık artık kronik hale gelmeye başladığında belirtileri fark etmemek imkansızlaşır ve hatta hastanın günlük yaşamı da etkilenmeye başlar. Kronik bir hastalık olarak diyabet, özellikle kılcal damarlarda sıklıkla doku hasarına neden olur. Bu durumda, aşağıdaki belirtiler ortaya çıkar:

  • Diyabetik retinopati: Bu durum kendini genellikle görme yetisinde kayıp ile belli eder. Bu duruma retinal kılcal damar lezyonu yol açar. Bu ise, görmede keskinliğin azalmasına ve hatta kalıcı körlüğe bile neden olabilir. Bazı araştırmacılar doku hasarı seviyesinin hastadan hastaya değişmesi sebebiyle bir hasar derecelendirme sistemi oluşturulmasını tavsiye ederler.
  • Dolaşım bozuklukları: Zayıf kan akışı, kötü kontrol edilen diyabetin en göze çarpan belirtilerindendir. Bu durum genellikle, özellikle ayaklarda, distal mikrosirkülasyonu etkiler. Bunun sonucunda kan dolaşımının azalmasıyla birlikte bölgede kan akışı zayıflar. Bu ise ayaklarda his kaybı, karıncalanma ve hatta doku nekrozuna neden olur. Bazı vakalarda, ekstremite ampütasyonu zaruri hale gelebilir. Araştırmacılara göre, kan şekeri seviyesini düşürmek inflamasyonu azaltır ve diyabete bağlı dolaşım sistemi rahatsızlıklarında yüz güldüren sonuçlar elde edilebilir.
  • Koroner hasar: Kan akışı sırasında ulaşılan yüksek kan şekeri seviyeleri koroner arterlerimizde yani kalp damarlarımızda hasarlara yol açar. Buradaki doku bir kere zayıflatıldığında plak oluşumunu ve gelişimini destekleyen elverişli ortam yaratılmış olur. Bu durum ileriki dönemlerde kalp rahatsızlıklarına neden olabilir.
Şeker hastalığı ve sebep olduğu diğer rahatsızlıklar

Diyabet türleri

Günümüzde birçok diyabet türü mevcuttur. Uzmanlar, daha fazlasının varlığını bile keşfedebileceğimizi söylüyorlar.Birçok diyabet türü önemli bir genetik unsuru içermektedir.

Ama yine de, diyabeti tanımlamanın en bilinen yolu hastalığı iki şekilde sınıflandırmaktır: insüline bağımlı diyabet ve insüline bağımlı olmayan diyabet.

Tip I veya insüline bağımlı diyabet

Birçok insan tarafından diyabetin bu türü juvenil diyabet olarak biliniyor. Bunun sebebi, bu tür diyabetin genetik kökenli olması ve genelde genç yaşlarda belirti göstermesidir. Bu genetik rahatsızlık pankreasın yeterince insülin üretememesine neden olur. Bu nedenle, bu tür diyabet insüline bağımlı diyabet olarak adlandırılır. Diyabet hastaları insülin tedavisi almaya başladıkları zaman hastalığın yaygın belirtilerini ve komplikasyonlarını kolaylıkla yönetebilirler.

Tip II diyabet

Tip II diyabet genetik faktörlere bağlı olarak gelişse de, hastalığın ana nedeni temelde çevresel faktörlere dayanır. Yani, yaşam tarzımız bu hastalığın gelişiminde temel unsurdur. Bu hastalık genellikle kötü beslenen ve hareketsiz yaşam tarzını benimseyen kimselerde gelişir. Bunun sonucu olarak kan şekeri seviyeleri sürekli yüksek olan bu kişilerin kılcal damarlarında insülin duyarsız ve etkisiz hale gelir ve bunun sonucunda da diyabet hastalığı ortaya çıkar.

Diyabet ve spor arasındaki ilişki nasıldır?

Yukarıda açıkladığımız bilgilere dayanarak, sporun hem hastalığın tedavisinde etkili olabileceğini, hem de belirtilerinin ortaya çıkmasını engelleyebileceğini söyleyebiliriz.

Diyabet tedavisinde bir yöntem olarak spor

Şeker hastaları için en iyi tedavi yöntemi spordur. Fiziksel aktivite kan şekeri seviyelerini düşürür ve özellikle Tip II diyabetin erken evrelerinde insüline karşı direnç konusunda yardımcı olabilir.

İnsülin üretimi yapılamayan Tip I diyabet hastaları ile insülinin hiçbir şekilde kullanılamadığı ileri düzey Tip II diyabetli hastalar açısından kan şekeri seviyesindeki bu düşüş sayesinde hastalık daha iyi kontrol edilebilir. Fiziksel aktivite ve spor hastanın ihtiyacı olan günlük insülin miktarını da düşürmeye yardımcı olur.

Diyabet ve koruyucu bir tedbir olarak spor

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Tip I diyabet genetik kökenli bir hastalık olduğundan bu hastalığı önlemenin herhangi bir yolu yoktur!

Diyabetin Önlenmesi için Spor

Bununla birlikte, tip II diyabetin öncesinde genellikle prediyabet veya metabolik sendrom adı verilen bir durum görülür.

Bu durumda, insülin duyarsızlaşmaya başlar ve kan şekeri seviyesi uzun süreler boyunca yüksek kalır. Fiziksel egzersiz ve sağlıklı bir diyetin izlenmesi bu durumu tersine çevirebilir ve şeker hastası olmanızı engelleyebilir.

Diğer taraftan hâli hazırda şeker hastalığına yakalandıysanız, iyi planlanmış bir egzersiz programı ile fazladan insüline ihtiyaç duyma ihtiyacınızı düşürebilirsiniz. Şeker hastalığı ile mücadele ederken çoğu zaman kandaki insülin sonunda etkisiz kalacak olsa da, bu durumu fiziksel aktivite ile geciktirmek mümkündür.

Sporu komplikasyonları sınırlamanın bir yolu olarak kullanmak

Sonuç olarak, mikrosirkülasyon ve diğer semptomların komplikasyonları aşırı kan şekerinden kaynaklanır. Fiziksel egzersiz yapmak kan şekeri seviyesini düşürmemizi sağlayarak kanımızdaki yüksek kan şekeri seviyesi nedeniyle oluşabilecek kardiyovasküler ve oküler komplikasyonlardan kaçınmamıza yardımcı olur.

Özellikle diyabet veya metabolik sendrom hastalığınız varsa spor yapmak sağlığınızı olumlu yönde etkiler. Bununla birlikte, önerimiz her zaman öncelikle doktorunuza danışmaktır! Özel ihtiyaçlarınız hakkında derinlemesine bilgi sahibi olan bir tıp uzmanı, sporun diyabet karşısında sizin için nasıl harika bir çözüm olabileceği konusunda en iyi tavsiyeyi sunacaktır.

  1. Yurkewicz M, Cordas M, Zellers A, Sweger M. Diabetes and Sports: Managing Your Athlete With Type 1 Diabetes. Vol. 11, American Journal of Lifestyle Medicine. SAGE Publications Inc.; 2017. p. 58–63.
  2. Wu Y, Ding Y, Tanaka Y, Zhang W. Risk factors contributing to type 2 diabetes and recent advances in the treatment and prevention. Vol. 11, International journal of medical sciences. 2014. p. 1185–200.
  3. Hauner H, Scherbaum WA. Diabetes mellitus Typ 2. Vol. 127, Deutsche Medizinische Wochenschrift. 2002. p. 1003–5.
  4. Kharroubi AT. Diabetes mellitus: The epidemic of the century. World J Diabetes. 2015;6(6):850.
  5. Kazi AA, Blonde L. Classification of diabetes mellitus. Vol. 21, Clinics in Laboratory Medicine. 2001. p. 1–13.